Üzücü bir şekilde neredeyse her
günümüz terörist saldırılara tanıklık etmekle, hayatını kaybeden şehidlerimiz
ve masum sivillerin ardından teröre lanet etmekle geçiyor. Türkiye- Suriye
ilişkilerinin gerginleşmesiyle birlikte ivme kazanan bu süreç, maalesef
siyasilerinde kötü emellerine hizmet etmeye başlayarak toplumu telafisi zor bir
döneme sokmuştur. Hepimize söylendiği gibi bu süreçte de sağduyulu davranabilmek her zamankinden daha
önemli ve bunun için bizlerden terör konusunda daha bilinçli olmamız bekleniyor. Yeri gelmişken, sahiden "sağduyu ve bilinç" kelimeleri ne demek. Devletin "terör retoriğine boyun eğmek" mi? yoksa "sen işini bizden iyi bilirsin her zaman arkandayız" mı? Eğer hükumetime sıkı sıkıya bağlı bir vatandaş olmasaydım (günümüzde vatana bağlılık yerine hükumete
bağlılık daha akıllıca bir seçenek) tereddütsüz bir şekilde devletin doğuda
yaşanan her türlü musibeti PKK’ya mal edip, sorumluluklarından kaçmaya
çalıştığını düşünürdüm. Mesela, patlayan her bombadan sonra PKK’nın olayı
üstlenmesini beklemek yerine güvenlik güçlerinin “ölen sivillerden biz
sorumluyuz, görevimizi layıkıyla yerine getiremedik ve acıdır ki bize karşı PKK
isteği zaman şehrin ortasında bomba patlatıp, karakol basacak kabiliyete
sahiptir, diyebilecek iradeye sahip olmasını beklerdim. Şahsım adına devletin bu
konuyu çözüme kavuşturacak ‘insani’ önlemler alması gerektiğine inanıyorum. Yoksa
bu sorun iktidara geldiklerinden beridir lanetlenmedik kurum ve düşünce
bırakmayanların yaptıkları gibi terörü lanetleyerek olmaz, hele birde dış mihraklar- iç mihraklar olayına gireceksek bizi çok zor günler bekliyor demektir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder