8 Eylül 2012 Cumartesi

BEBEĞİN YARALI YÜZÜNE DAİR


Üzücü bir şekilde neredeyse her günümüz terörist saldırılara tanıklık etmekle, hayatını kaybeden şehidlerimiz ve masum sivillerin ardından teröre lanet etmekle geçiyor. Türkiye- Suriye ilişkilerinin gerginleşmesiyle birlikte ivme kazanan bu süreç, maalesef siyasilerinde kötü emellerine hizmet etmeye başlayarak toplumu telafisi zor bir döneme sokmuştur. Hepimize söylendiği gibi bu süreçte de sağduyulu davranabilmek her zamankinden daha önemli ve bunun için bizlerden terör konusunda daha bilinçli olmamız bekleniyor. Yeri gelmişken, sahiden "sağduyu ve bilinç" kelimeleri ne demek. Devletin "terör retoriğine boyun eğmek" mi? yoksa "sen işini bizden iyi bilirsin her zaman arkandayız" mı? Eğer hükumetime sıkı sıkıya bağlı bir vatandaş olmasaydım (günümüzde vatana bağlılık yerine hükumete bağlılık daha akıllıca bir seçenek) tereddütsüz bir şekilde devletin doğuda yaşanan her türlü musibeti PKK’ya mal edip, sorumluluklarından kaçmaya çalıştığını düşünürdüm. Mesela, patlayan her bombadan sonra PKK’nın olayı üstlenmesini beklemek yerine güvenlik güçlerinin “ölen sivillerden biz sorumluyuz, görevimizi layıkıyla yerine getiremedik ve acıdır ki bize karşı PKK isteği zaman şehrin ortasında bomba patlatıp, karakol basacak kabiliyete sahiptir, diyebilecek iradeye sahip olmasını beklerdim. Şahsım adına devletin bu konuyu çözüme kavuşturacak ‘insani’ önlemler alması gerektiğine inanıyorum. Yoksa bu sorun iktidara geldiklerinden beridir lanetlenmedik kurum ve düşünce bırakmayanların yaptıkları gibi terörü lanetleyerek olmaz, hele birde dış mihraklar- iç mihraklar olayına gireceksek bizi çok zor günler bekliyor demektir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder