12 Ağustos 2012 Pazar

RAMAZAN AYINDAN NE BEKLEDİĞİMİZ


  Maalesef mübarek Ramazan ayının sonlarına gelmiş bulunuyoruz. Bu ay boyunca yaşadığımız onca güzel şey, ortak niyetlerle iftar sofralarında bir araya gelişlerimiz ( 1.Erkek Yurdundan arkadaşlar iyi bilir) ve Sahura misafir gitmelerimiz artık gelecek seneye kaldı. Aslında Ramazanın ilk günlerinde bu konuya değinecektim ama kimsenin ağzının tadının kaçmasını istemedim ya da “oruçlu ağzımla” diye başlayan cümlelerle muhatap olmak istemedim. Şimdi yazacaklarım birilerinin dikkatini çekerse ve seneye bunlardan kaçınırsa gerçekten benim içinde gelecek Ramazan daha ayrı ve güzel olacak.
  
  Dikkat çekmek istediğim husus ibadetlere saygıyla alakalı. Ve bu beklenti neredeyse tüm dinlerde de olan bir şey. Yani ibadet ediyorsan çevrendeki insandan “senin Allah için gösterdiğin bu ultra çabayı anlamasını ve ona göre davranmasını” beklemek durumu. Somut bir örnek verip konuyu netleştirmek gerekirse facebookta karşılaştığım “bu ibretlik paylaşım” herkesi aydınlatacaktır.

“Osmanlı zamanında Müslümanlar oruç tuttuğu zaman Hristiyanlar ve Yahudiler saygıdan açıkta yemek yemezmiş… Şu dışarıdakiler hangi milletten acaba?”

   Hemen belirteyim, Şu dışarıdakiler dinsiz değil (Allah’tan başkası bilemez), sorunun soruluş biçimine bakarsak “hayvan” hiç değil. Bu anlayışı çürütmek için olayı; Müslümana bakan yönü, duygudaşlık kurmaya çalışma ve toplumsal normların zamanla değişmesi bağlamında üç ayrı konseptte inceleyelim.

  MÜSLÜMANA BAKAN YÖNÜ
                 
                  1.       İbadet Allah’a yapılır ve şahsi zorlukları vardır. Bunun için insanlardan gündelik hayatlarını değiştirmesi bekleyemezsiniz çünkü dünyanın kuralı bu değil.

                  2.      Her Müslümanın asli vazifelerinden birisi dinini sevdirmektir ama siz onlardan saygı beklediğiniz için bu insanlar Ramazan ayı gelince 1 aylık sıkıntıya ve bitse de kurtulsak moduna giriyor.

                  3.      Yukarıdaki hususa binaen, Ramazan ayında tüm dünya rahmetle kuşatılırken, gayri Müslimlere bu rahmetin ışığını gölgeleyemezsiniz, hesabı da sorulur.
                 
                  4.      Ve son olarak, mademki Osmanlı örneği veriyorsun, geçmişte ibadetlere duyulan hassasiyetler çok daha fazlaydı (gerçek Müslümanların sürekli olarak bunu hatıra getirip kendine çeki-düzen vermeleri gerekir)

TOPLUMSAL NORMLARIN DEĞİŞMESİ

1.      Osmanlıdan günümüze (tarihsel süreç olarak) tüm dünyada “değerler yozlaşması” (buna değerleri yeniden yorumlama demek daha uygundur, çünkü yozlaşmak iki anlayıştan birinin diğerine göre konumudur) yaşandı.

2.      Osmanlı da gayri Müslimler ayrı vergiler ödemiş, askere gitmemiş, belirli memurluklara katiyen getirilmemiş, farklı mimari düzenlemeler uygulanmış (bkz. Gayri Müslim yalıları) gibi bir sürü sebepten ötürü topluma tam manasıyla katılamamış ve gâvur olarak küçük görülmüştür (Bunun doğrulunu-yanlışlığını tartışmayacağım)

3.       Ve bu sebeplerle Osmanlı zamanında gayri Müslimlerin üzerinde hissettikleri baskı muhtemelen onlara bu saygıyı öğretiyordu çünkü günümüz Erzurum’unda da böylesi saygılı ve hassas oruç tutmayan insanlara ve gayri Müslimlere rastlamanız mümkün.

DUYGUDAŞLIK KURMA (EMPATİ)

1.      Ben ömrüm boyunca Hristiyanların Christmaslarına saygı duymadım (saygıdan kastım o günkü programımı yaparken buna dikkat etmedim), hatta birçok arkadaşım yılbaşında “yeni yılı kutlayanları (christması değil)” hep kınamıştır.

2.      Babamın da hep söylediği gibi “kiminin iş zamanı, kiminin boş zamanı.”


 Yukarıda insanlardan beklenti içine girilmemesi gerektiğini yazdım ama Müslüman olarak bize düşen,her zaman diğer insanların ihtiyaçlarını kendimizinkinden üstün tutmaktır çünkü Peygamber efendimizde (sav) öyle yapardı. Hulâsa, niyetimizde salih olamazsak şeytanın bizi böylesi küçük olaylara kaba ve duyarsızca yaklaştırmasına izin veririz. Daha güzel bir Ramazan için samimi olarak kendimize “Ramazandan ayından ne beklediğimizi” sormalıyız. Kendimiz için af dilenmek mi yoksa "Şu dışarıdakileri" yargılamak mı?

1 yorum:

  1. Hoca Efendinin güzel bir yorumu var yıllar sonra dönüp bakarsınızda asıl yaşanacak günler o günler dersiniz. İşte ileride bakıp hatırlayacağımız sofralarda buluştuk kardeşim.

    YanıtlaSil