6 Kasım 2012 Salı

ABDULLAH ÖCALAN VE KÜRT SORUNU


        Yamanlar Koleji mezunu kardeşlerimizle her ay düzenlediğimiz 1kitap1yazar programının bu ayki konuğu Oral Çalışlar’dı. Söyleşimizde Oral Çalışlar’ın 1993 yılında basılmış Öcalan ve Burkay’la Kürt sorunu adlı kitabını referans aldık. Yaklaşık iki buçuk saat süren, keyifli söyleşinin ardından, hem meseleyi daha detaylı inceleyebilmek hem de röportajın önemli bulduğum kısımlarını yeniden derlemek adına bu çalışmayı yaptım. Kürt sorununu çözmede geçerliliğini yitirmiş prensiplerin dışına çıkamayan Türk terör politikasını, Cumhuriyetin beraberinde getirdiği dar bakış açısının ne tür sorunlara yol açtığını, sosyalizmin zamanla devlet faşizmine dönüştürüldüğünü, ancak eskiyi eleştirebilmenin birleştirici yeniliklere vasıta olabileceğini; Öcalan’ın röportajından oluşturduğum notlarla da anlatmaya çalıştım.    

1.      BAĞIMSIZLIK

Bağımsızlık her halkın istemidir. Bağımsızlığı da kalkıp devlet ayrılıkçılığıyla sınırlandırmak, gerçekçi değildir. Gün gelecek, uluslar tek bir siyasi topluluk içinde olacaklar.

Türk gerçeği bile kendini tam bağımsızlaştıramamıştır. Onların da bağımsızlığa ihtiyacı vardır. Bağımsızlık eşittir devlet sahibi oldum anlamına gelmiyor. Bağımsızlık oldu diye birlikten de vazgeçilmiyor. Bağımsız halklar, bağımsız insanlar en iyi birleşebilen insanlardır, halklardır.

Bağımsızlık, iç içe yaşayan halklar içinde gerçekleştirilebilecek bir olgudur. Bağımsızlığı, hiçbir insan, hiçbir halk, hiçbir ulus için düşünmekten korkmayalım. Aynı devlet içinde de insanlar bağımsız olabilir. Düşüncesi bağımsız olan, politikası bağımsız olan, siyasi birlikleri güzel yapar. Ama Türkiye’de bunu anlayacak kafa var mı? O, her şeyi egemenlikle, otorite altına almakla halledebileceğini sanır. Karşı tarafın iradesini sıfıra indirirse, onun anladığı milli birlik ve bütünlük sağlanmıştır.

2.      TERÖR POLİTİKASI

Devlet bizi dağdan indirmeye ve Pişmanlık Yasası’nı geliştirerek teslim almaya yeminlidir.
Kararnameyi biraz önce radyodan birlikte dinledik. Niyeti şu: gelsin dağdakiler, kovuşturmaya uğramadan evlerine gidecekler. Ardından operasyon şiddetli geliyor, inmeyenler imha olacak. Ardından Kürt meselesi, operasyonlar temelinde hallolacak. Bu bakış açısında Türkiye Cumhuriyeti’nin 70 yıllık tenkil politikası vardır. Aynısı uygulanmak isteniyor.

3.      KEMALİZM

Ama Mustafa Kemal’i bütün tarih yapmak, bütün toplumun geleceği yapmak, Türkiye toprağına, Anadolu toprağına büyük saygısızlık olur. Ne Mustafa Kemal bu kadar büyüktür, ben kendim de dahil, peygamberler de dahil, hiçbir önder insanını bu kadar kuşatıcı ve biz buna hegemonyacı da diyebiliriz. Şunu görmek zorundayız, Anadolu Türklük gerçeği Mustafa Kemal’den daha büyüktür. İnsan gerçeği önderlerden daha büyüktür. Önderleri inkâr etmiyorum. Bana göre çok aşırılık yapıldı. Mustafa Kemal’in toplum üzerindeki konumu abartıldı. Tarih içindeki yeri abartıldı. Çok geleceğe ve bütün geçmişe yayıldı. Tabu düzeyine çıkarıldı.

Bugün çok çözümsüz durumdasınız. Türkiye Cumhuriyeti çözümsüzdür. Türkiye insanı çözümsüzdür. Bunun Kemalizm’le çok sıkı bağlantısı var. Kemalist çözümlemeyi yeniden yapamazsanız, Kemalist gerçeğe göre, siz günümüz Cumhuriyet’inin krizini aşamazsınız. İkinci Cumhuriyet lafını ben etmedim. En tepedeki etti. Halen büyük bir tartışmadır sürüp gidiyor. Eğer tıkanma belirtileri olmasaydı, bu tartışma ortaya çıkmazdı. Bu da Kemalizm’in kişiliği çözümlenmeden fazla çıkışa yol açamaz. Bu Mustafa Kemal’i küçültmek, değerden düşürmek değildir.

Misak-ı Milli de insan içindir, Türkiye’nin birlik bütünlüğü de insan içindir. Eğer bu kavramlar insanı daraltıyorsa, cüceleştiriyorsa, birbirlerine karşı şovenizme götürüyorsa, halkları rahatsız ediyorsa, bu kavramlar da tartışılmalıdır. Çünkü onlar da Türk insanı içindir. Türk insanı bu kavramlar için değildir. Türk toplumu bu kavramlar için değildir. Bu kavramlar, Türk toplumu, Türk insanı veya Türkiye’de yaşayanlar içindir. Bugün bu kavramlar Anayasa’da, yasalarda, işkencedir, yasaktır, tutuklamadır, o zaman düşünmemiz gerekir. Bu kavramlarda bir bit yeniği var. Bu eleştirilerimizle yeni birliktelikler geliştirilmelidir. Zaten Kemalizm tarihte bir yer işgal ediyorsa, bu yeni konuma basamak teşkil ettiği oranda anlam ifade eder. Biraz dediklerimi lütfen anlayın.

4.      İSLAMİYET VE LAİKLİK

Türkiye’de Kemalistler temel sorunları o kadar at gözlüğüyle değerlendiriyorlar ki... Gerçekten sağlıklı bir tarihi yaklaşım, toplumsal yaklaşım başarılamadı. Bir laiklik icat edildi, Batı’dan kopya edildi. Kimse de bir şey anlamadı. Yüzünü aç, başını aç böyle değerlendirildi. Bir yerde başörtüsü şeriattır, ezan okumak şeriattır gibi değerlendirmeler yapıldı. Ne o yaptığını anladı, ne diğer taraf yaptığını anladı.

5.      SOSYALİZM

Sosyalizm evet, iktidarı hedeflemeli, devleti ele geçirmeli, fakat bütün bunlar iktidarı yüceltmek için, hele devleti çok çok yüceltmek için olmamalı. Zaten kurucuları da bunları söylüyorlar. Giderek devleti söndürmeliydiler. Bunun biçimi üzerinde durmak gerekirdi. Tabii durum böyle olunca da benim ulusum, benim ülkem, şöyle başat olacak, şöyle yarış yapalım, bilmem neyle geçecek, bunlar sosyalizme yakıştırmalardır. Bence sosyalizm de burada kaybediyor. Şunu sağlayabilmeliydi: Benim yarattığım insan dünyanın en yüce insanıdır. Ve gerçeği de biraz öyle olmalıydı. İnsanlığın bütün kültürel gelişmesini anlayabilmeliydi. Bu temelde eşitliği, özgürlüğü temsil etmeliydi. Ve her insanı, her ulustan insanı kapsayabilmeliydi. Rahat ettirebilmeliydi. Kısacası esenlik getirebilmeliydi.

Türkleri bizim Kürtlerden de üstün görürüm. Gelişmiş ölçüleri de vardır. Fakat bana göre, onlar bunu tamamlayamıyorlar. Biraz daha zenginleştirebilirler, olgunlaştırabilirler. Çözümleyici olabilirler.
Türk gençliğinin devrimci coşkusuna katıldım. Fakat yaptıkları sosyalizm tartışmalarını anlamsız buluyordum. Halen de buluyorum. Lafazanlık yönü çok ağır basan, oldukça kırıcı, gürültü çıkarıcı bir tarz olarak değerlendirdim.

Sosyalizm öncelikle bir ahlaki meseledir. Salt bunu siyasi bir mesele, ekonomik bir mesele olarak düşünmek kimin icadı oldu? Onun üzerinde düşünmek gerekir. Bana göre sosyalizm insan bireyini köleci sistemler dahil en son kapitalist emperyalist sisteme karşı savunmayı izah etmelidir. Devlet seviyesinde, devrim ve proletarya diktatörlüğü seviyesinde olması da şart değildir bu savunmanın. Niye Müslümanlık hala gelişiyor? Niye İran’da Ayetullahlar bu kadar güçlü? Onlar yıllarca nefisleriyle mücadele ettiler. Sürekli bir Ayetullah kültürü oluşturdular. Bu kültür iktidar oldu. Şimdi Türkiye’de sosyalizmi bir yaşam biçimi olarak seçip de yaşamına ona göre yön verenler az.


6.      SOSYALİSTLERİN BİRLİĞİ

Türkiye’nin sosyalistleri, aydınları gerçekçi olmuyorlar. İkide bir PKK dar milliyetçi bir harekettir - sizin daha önce geldiğiniz hareket tarafından ısrarla sürdürülen bir iddiadır, (Aydınlık hareketini kastediyor) - Ben onları dar milliyetçi olarak değerlendiriyorum. Kendimi de son derece gelişmiş bir enternasyonalist olarak. PKK’yı da bu temelde geliştirilen bir örgüt olarak değerlendiriyorum.

7.      DEVRİM VE SANAT

Devrimin sadece askeri, siyasal yolla yapılamayacağını, sanatsal yolla da inşa edilmesi gerektiğini, Türk insanının da böylesine bir sanatsal yediden yapılanışa ihtiyaç duyulduğunu söylemeliyim. Kemalizm’in romanı yazılmamıştır. Kemalizm’in tarih için ne ifade ettiği, sadece övülmüştür.

Kaptırılmaması gereken güzel Türkiye, güzel Türkiye halkı var. Sizin Kürdistan’la ilgilendiğiniz kadar ben de Türkiye ile ilgilenmek istiyorum.

8.      EMPERYALİZM

Amerika’nın yarattığı tüketim toplumu modeli başlı başına bir zincirden boşanmadır. İnsanın bütün tehlikeli tutkuları, bütün hayvani özelliklerinin çok üst düzeyde ve değişik bir biçimde örgütlendirilmesidir, saldırganlaşmasıdır.

Siz Türkiye’yi çok emperyalizme bağladınız. Türk halkını da kapıkulu ettiniz. Buna esef ediyorum. Bir dönem İslam’ın emrinde asker yaptınız.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder