28 Nisan 2013 Pazar

HEPİMİZ KARDEŞİZ, DEĞİL Mİ AZİZİM?


     “Karadayı” dizisinin kötü kötü karakteri Turgut Savcının o meşhur “ Değil mi Azizim” repliğinden alıntıladım başlığı. Bilenler, bu sözün manasını daha iyi çıkarabilir.”
   Son günlerde, medya aracılığıyla insanların üzerinde büyük bir baskı oluşmuş durumda. Sürecin baltalanmak istendiği ve dış güçlerin sürekli devrede olduğu imajı yaratılmış. Hâl böyle olunca herkes aşırı bir ihtiyatın içine gömülmüş ve “ bu adam süreci baltalıyor” diye yaftalanmaktan korkuyor. Bu yüzden, kimse endişe ettiği konuları enine boyuna masaya yatıramıyor. Aman Türkleri ürkütmeyelim, aman Kürtleri ürkütmeyelim. Sonra da süreç dönüp dolaşıp “zaten kardeş değil miyiz biz? Bu vatanı dedelerimiz birlikte kurtarmadı mı?” gibi sloganvari bir kılığa bürünüyor.
   Evet, bu süreçte [kısa vadede] başarıya ulaşabilmek için insanların ortak yanlarına vurgu yapmayı, birlik olma düşüncesini, geçmişte vardı yine olabilir düşüncesini ön plana çıkarmak tabii ki daha verimli olacaktır. Ama bu suni tavrın uzun vadede aleyhimize işleyeceğini hesaba katmak gerekir. Geçmişte yaşanmış bir olayla “kardeşiz” nev’inden vurguların sebep olabileceği sorunları biraz açalım.
   “1950'lerde hemen her makalesinde Kürtçe‘ ye yer verdiği için sık sık mahkemeye çıkarılan Musa Anter'e bir gün hâkim "Niye Kürtçe yazıyorsunuz?" diye sorunca, "Hâkim bey, İstanbul'da Yahudiler, Rumlar ve Ermeniler gazete çıkarıyor. Ayrıca İngilizce ve Fransızca gazete de çıkıyor" cevabını verir. Sonrasında hâkim “Ama bu saydıklarınız azınlık gruplar” der. Sonrasında Musa Anter azınlıklar kadar haklara sahip olamadığından yakınır ve azınlık olmak istediğini söyler.”
   Hülasa burada Hâkim Beyin “onlar azınlık” derken asıl kastettiği “onlar bizden farklı, farklı milletten, ecnebi, Müslüman değil” . Musa Anter’e söyledikleri ise “sen bizdensin, benim gibisin, kardeşimsin, dedelerimiz birlikte kurtarmış bu vatanı. Şimdi sen çıkıp bu kader ortaklığını nasıl inkâr edersin? Bugün odandan çıkamazsın cezalısın.” İşte, maalesef, yıllardır kurtulamadığımız yanılsama.
   Evet, eskiden Kürtler diye bir şey yoktu resmiyette. Sadece Türk milleti vardı Türklük vardı. Şimdi çok şey değişti diyeceksiniz ama tüm bunlara rağmen çok yol kat ettiğimizi söyleyemem çünkü bugünde “Kürt kardeşlerimiz” var. Bugünde görmek istemediğimiz noktalar hala var. Ve biz, bu “kardeşlik” terimini güya süreci en güzel şekilde ilerletmek için kullanıyoruz. Gerçekten öyle mi? Eğer Türkler ve Kürtler kardeş diyorsanız, yine bu retorik yüzünden, Kürtlerin hayırsız evlat olarak görülmesine engel olamazsınız. Evet, Türkiye ailesinin hayırsız evlatlarıdır “Kürt Kardeşlerimiz”. Cumhuriyetin kuruluşundan beri sürekli isyan etmiş, daha Türkçeyi bile doğru düzgün öğrenememiş, şalvardan kurtulamamış, bu devirde kuma getiren, töre diye kardeşini öldüren vs. vs. diye uzayan binlerce “garip şey”. Evet, Kürtler gibi Kürt Kardeşlerimiz de asi evlatlarıdır bu toprakların, çünkü kardeş ailesinden farklı davranamaz. Ona öğretilenin dışına çıkmaya kalkarsa, saygısızlık etmiş olur, edepsiz olur, bölücü de olur.
   Oysa ne kadar çok ortak noktan varsa kavga edecek o kadar fazla şeyin var demektir. Farklı gruplar, birbirlerinin farklılıklarını içselleştirebilenler, zamanla daha büyük bir demokratik yapı tesis edebilirler. Tıpkı, Avrupalı göçmenlerin kurduğu Amerika gibi. Derebeylik gibi bir yapıdan evirilerek bugünlere gelen Avrupa gibi.
   İnsanoğlu düşe kalka öğrenir yürümeyi. Bu süreçte zaman zaman sekteye uğrayacak ve sonra yeniden ilerlemeye başlayacak. Ama biz “kardeş-miş gibi yapmaya” devam edersek, maalesef, baskılardan arınmış bir ortam elde edemeyeceğiz. “Kardeşiz biz. Olur, böyle şeyler. Zamanla unutulur gider.” diyeceğiz. Barışa zarar gelmesin diyerek aklımıza takılan soruları detaylıca soramayacağız. Farklılıklarımızı görüp, bunları zamanla doğal karşılamayı öğrenemeyeceğiz. Sonunda elimizde “saatli bir barış” kalacak. Ve ben ömrümü “acaba barışı bozarlar mı? İki taraftan bir yanlış bir şey yapar mı?” Diyerek geçirmek istemiyorum. Kol değnekleriyle yürümek değil, düşe kalka yürümeyi öğrenmek istiyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder